10 Ekim 2007 Çarşamba

sahabenin namazı (m.emin yıldırım)



M. Emin Yıldırım
Araştırmacı - Yazar
m.eminyildirim@mynet.com



El-Hakim olan Allah (c.c.) bizlere ulaştırdığı her emir ve yasağında hikmetler gözetir. O’nun hikmetinden sual olunmaz, ama O, hikmetsiz de bir iş yapmaz. Mümin insana düşen, bu hikmetleri araştırıp öğrenmektir. Çünkü ibadetlerin hikmetini öğrenmek, amellere başka bir tat kazandırır. Bu manada, günün beş vaktinde her Müslüman’ın kılmaya çalıştığı dinin direği olan namazın hikmeti nedir?


Bu soruya Kur’ân, namazın bir hikmetini belirterek, şöyle cevap verir:


“Sana vahyedilen kitabı oku ve namazı dosdoğru kıl. Şüphesiz namaz; insanı her türlü hayâsızlıktan / çirkinlikten ve kötülükten alıkoyar” (Ankebut/45)


Peki, kıldığımız namazlar, bu sayılan güzel hasletleri bizlere kazandırıyor mu? Gerçekten beş vakit Allah’ın huzurunda durduğumuz halde, hayatlarımız namaz ile denetim altına alınabiliyor ve bu büyük kalkan tarafından korunabiliyor mu?


Bu sorulara gönülden “evet” diyemeyeceğimize göre, Efendimizin (s.a.v.) mübarek ellerinde yetişmiş ilk ve örnek nesil olan sahabelerin namazlarına bakmak zorundayız. Acaba, onların namazları ile bizim namazlarımız arasında nasıl bir fark var? Bu soruya belki çok çeşitli cevaplar verilebilir, ama bizce bu fark, yeterince huşu ve haşyet hâlinin olmamasına bağlıdır. Sahabe neslinin namazlarına huşu hâkim iken, ne yazık ki bizim namazlarımızda bu önemli özellik ihmal edilmektedir.


O halde, bu çağın inanan insanları olarak, hep beraber, namazlarımızda kaybolan bu önemli değeri yeniden inşa etmeye çalışmalı ve kaybolmaya yüz tutmuş namazlarımızı yeniden diriltmenin yollarını aramalıyız. Bu noktada “huşu ve haşyeti nasıl elde edebiliriz?” sorusunu sormalı ve buna doğru cevaplar bulmalıyız. İşte böyle bir gayret, bizi şu beş önemli noktaya getirecektir.


1. Tefehhüm: Bu ifade, yapılan ibadetin önem ve mahiyetini iyice anlamak ve kavramak demektir. Buna biz marifet de diyebiliriz. Namaza hak ettiği değer ve önemi verebilmek, Allah’ın ve Peygamber’inin bu ibadete yüklemiş olduğu kıymetin farkına varmak ve buna uygun bir kamet/duruş geliştirebilmektir. Etraftan duyduğumuz bilgilerle yetinmeyip namaz konusunda yazılan kitapları okumak, hiç değilse salât kelimesine Kur’an’ın yüklemiş olduğu anlamları öğrenerek, buna göre bir namaz bilinci oluşturabilmektir.


2. Huzur-u Kalp: Doğru bir tefehhümden sonra, namazda ceset-kalp bütünlüğünü sağlayabilmek huşuun ikinci şartıdır. Kalp huzuru zor olsa da imkânsız değildir; insanın amansız düşmanları olan nefse ve şeytanlara karşı vereceği mücadelenin meyvesidir. Eğer huzur-u kalp sağlanabilirse, insana bir gönül neşvesi meydana getirecektir. Bu neşve, aynen sahabe gibi, namazlardan zevk alma, namaza acıkma, onu özleme ve ona susama gibi şu an belki anlamakta zorlanacağımız özellikleri bize kazandıracaktır.





3-Ta’zîm: Namaz için kendisine yöneldiğimiz en üstün otoritenin karşısında, O’na yakışır bir saygı içerisinde olabilmektir. O makamın büyüklüğünün, kendimizin ise küçüklüğünün farkına vararak oraya yönelebilmektir. Seccadelerin karşısında tir tir titreyebilmek, sorumluluğun ve bize yüklenen emanetin ağırlığının bilincinde olabilmektir. Böyle bir şuur, sahabede uyandırdığı etki gibi, Allah karşısında titremeyi, ama başka hiçbir şeye eyvallah dememeyi sağlayacaktır.


4-Hayâ: Namaz için yöneldiğimiz makamdan hayâ edebilmek, o yüce otoriteden gereğince utanabilmek, O’nu hoşnutsuz edecek her türlü söz, fiil ve düşüncelerden uzak kalabilmektir. Allah’ın karşısında çekinerek durabilmek ve Hz. Osman gibi hayâyı kuşanarak hayatın tamamına onu hâkim kılabilmektir.


5-Recâ: Huşuun sağlanabilmesinin son şartı recâdır. Eldeki tüm imkânları kullandıktan sonra ümitsizliğe kapılmamak, ne yapsam olmuyor diye vesveselere davetiye çıkarmamak, eşsiz merhametin ve şefkatin kaynağı olan Rabbimizin namazlarımızı kabul edeceğini ümit etmektir.


İnşallah, bu önemli hususlara yeterince riayet edebilirsek, bizler de o ilk ve örnek nesil gibi namazlarımızdan gereğince istifade edecek, o namazlarla hem dünyamızı hem de ahiretimizi imar edeceğiz.

Hiç yorum yok:

Loading...
Loading...
Loading...
Loading...
Loading...