1 Ekim 2007 Pazartesi

KERAHAT VAKİTLERİ

KERAHAT VAKİTLERİ



Namaz İçin Vaktin Önemi Nedir?

Namaz İçin Vaktin Önemi Nedir?

"Namazlar en hayırlı vakitlere konuldu. Onun için, namazların arkasından duâ ediniz."

Hadîs-i Şerîf
Farz namazlar, sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı olmak üzere beş vakittir.
Vakit, namazın sıhhatinin en başta gelen şartıdır.
Vakit namazları, vakti girdikten itibaren, vaktin sonuna kadar edâ edilebilir. Namazı vaktinde kılmanın büyük sevab ve mükâfatları vardır.
İbn-i Mes'ud Hazretleri, Resûl-i Ekrem'e (asm) Allah'ı en çok razı eden amelin hangisi olduğunu sormuş, Resûlüllah Efendimiz de: "Vakti içinde kılınan namaz" olduğunu ifâde etmişlerdir.
Vaktinde kılınan namazın da en faziletli ve sevablı olanı, namaz vakti girer girmez kılınan, vaktin evvelinde edâ edilen namazdır. Hadîs-i şerîfte:
"Namaz vakti nerede girerse hemen kıl! Çünkü fazilet, vaktin evvelindedir" buyurulmuştur.

Diğer bir hadîs-i şerîfte ise:

"Namazın ilk vakti, Allah'ın rızası(na); orta vakt(i) Allah'ın rahmeti(ne vesile)dir. Son vakti ise, Allah'ın afvı(na vâbeste)dir" denilmektedir.
Vakti içinde kılınmayan namazlar kazaya kalmış olur, kulun uhdesinden sâkıt olmaz.

Kaza namazları her ne kadar kulu namaz borcundan kurtarır ise de, vaktinde kılınan namazın verdiği feyiz ve kemâli, uhrevî fayda ve menfaati vermez.
Aslında farz namazların ciddî bir mâzeret olmadan vaktinde kılınmayıp sonraya terki, sahibini mes'uliyet altına da sokar. Namazın sonradan kazâ edilmesi her ne kadar namaz borcunu düşürürse de ibâdet vazifesinde ihmalkârlık ve kulluk görevini zamanında yapmamak günahını ortadan kaldırmaz.
Namazlar Hangi Vakitlerde Kılınır?

1 -Sabah Namazının Vakti:


Sabah namazının başlangıcını fecir teşkil eder. Güneşin doğmasıyla da namaz vakti sona ermiş olur.
Fecir, tan yerinin ağarmasına, yani, şafak beyazlığına denir. İki kısım fecir vardır:
Yalancı fecir (fecr-i kâzib),
Gerçek fecir (fecr-i sâdık).
Yalancı fecir, güneşin doğduğu yönde, ufukta dikey olarak beliren bir beyazlıktır. Arkasından karanlık gelir. Bu fecir, yalancı fecirdir. Sabah namazı vakti girmiş sayılmaz. Oruç tutmak istiyen kimseler yemek yemeye devam edebilirler.
Gerçek fecir, yine güneşin doğduğu yerde, yanlara doğru açılan ve yayılan bir beyazlıktır. Bu fecir gerçek fecirdir ve bununla sabah namazı vakti başlamış olur. Gerçek fecir görüldüğü andan itibaren sahur yemeği yenilmez. Oruç başlamış sayılır.

2 - Öğle Namazının Vakti:


Öğle namazının vakti, güneşin zeval vaktinden itibaren başlar. Yani yeryüzündeki bir cismin gölgesinin güneşli bir havada doğuya doğru uzamaya başlama ânı, öğlenin başlangıç vaktidir.
Yere dikilen bir sopanın üzerine doğan güneş, sabahleyin batıya doğru bir gölge bırakır. Ve bu gölge vakit ilerledikçe ve güneş yükseldikçe kısalmaya başlar. En sonunda gölgenin kısalması bir süre için durur. Buna istiva vakti denir. Bu esnada güneş, göğün tam ortasında bulunmaktadır. Daha sonra da gölge doğuya doğru uzamaya başlar. Gölgenin doğuya doğru uzamaya başlama ânı, zeval vaktidir. Zeval vakti ile birlikte, öğle vakti de girmiş olur.
İstiva vaktinde iken herşey'in gölgesinin kısalmasının durduğunu, zeval vakti ile de doğuya doğru uzamaya başladığını söyledik. İşte cisimlerin zeval vaktinden önceki bu sabit gölgesine fey'i zeval tabir edilir.

Öğle vaktinin bitiş zamanı hakkında iki rivayet vardır:

İmam-ı A'zam'a göre, öğle vakti, zevalden itibaren herşey'in gölgesi, fey'-i zevale (zevalden önceki sâbit gölge uzunluğuna) ilâveten kendisinin iki misli oluncaya kadar devam eder. Bu vakte asr-ı sânî tâbir edilir.
İmam-ı Muhammed ile İmam-ı Ebû Yûsuf'a ve diğer üç mezheb imamına göre ise, öğlenin vakti; cismin gölgesi fey'-i zeval üzerine kendisinin bir misli ilâve olunca sona erer. Buna da asr-ı avvel denir.
İhtiyat olarak öğle namazları asr-ı sânîye kadar geciktirilmemeli, ikindi namazları da asr-ı sânîden önce kılınmamalıdır.
Cuma namazının vakti, öğlenin vaktidir.

3 - İkindi Namazının Vakti:

İkindinin vakti, yukarıda geçen iki görüşe göre öğle vaktinin çıkmasından itibaren, güneşin batacağı zamana kadardır.

4 - Akşam Namazının Vakti:

Güneşin batışından itibaren ufukta beliren kızıllığın kaybolmasına _ _ırayla mektep, ha__İ- 248
kadar devam eden vakittir. (Bu, İmameyn'e göredir).
Diğer bir görüşe göre de, güneşin batışından sonra ortaya çıkan kızıllığın gidip, onu tâkiben beliren beyazlığın kaybolması zamanına kadar devam eder. (İmam-ı A'zam'a göre...).

5 - Yatsı Namazının Vakti:

Yatsının vakti, akşam vakti sona erdikten itibaren gerçek fecrin doğuşuna kadar sürer.
Vitir Namazının Vakti:

"Cenâb-ı Hak size bir namaz ziyade etmiştir ki o da vitirdir. Onu yatsı namazından sonra, fecir vaktine kadar kılınız" hadîs-i şerîfine göre, vitir namazının vakti yatsı vaktidir.
Vitir namazı, İmam-ı A'zam'a göre vâcib, İmameyn'e göre ise, yatsının farzına tâbi bir sünnettir.
Her iki görüş de vitr'in yatsıdan sonra kılınmasını zarurî kılar; önce kılınması câiz olmaz.

Teravih Namazının Vakti:

Yatsı namazını kıldıktan sonra, gerçek fecir doğuncaya kadar devam eder. Vitir namazından önce kılındığı gibi, sonra da kılınabilir. Yatsı namazından önce kılınması ise sahih değildir.
Ramazan gecesi camiye teravih namazı kılınırken yetişen kimse önce yatsının farzını kılıp ondan sonra teravih için imama uymalıdır.
Bayram Namazının Vakti:

Güneşin doğuşundan itibaren 45 - 50 dakika geçtikten sonra, yani kerahet vakti çıktıktan sonra başlar ve güneşin istiva vaktine kadar sürer.
Vaktinde kılınmayan teravih ve bayram namazlarının kazası yoktur.
Namazı Hergün 5 Vakit Kılmaktaki Hikmetler Nelerdir? İnsan sabahleyin âdeta yeni bir hayat bulmuş, geçimini te'mîn edecek faaliyetlere başlamak için gerekli vücud zindeliğine kavuşmuş haldedir. Bu canlılık ve zindeliği veren ve onu rızkını te'mîn çabalarında muvaffak edecek olan ise, ancak Allah Teâlâ'dır. Binaenaleyh, verdiği sıhhat nimetine şükür ve dünyevî çabalarda yardımını celb için, insan sabah namazını kılmakla mükellef tutulmuştur.


İnsan sabahtan akşama kadar Allah'ın verdiği hayat, sıhhat, akıl nimetlerinden faydalanmaktadır. Bu nimetler sayesinde dünyevî işlerinde başarı ve muvaffakıyet sağlamaktadır. İşte nâil olduğu bu muvaffakıyete şükretmek ve bu faaliyetlerin ruhu gaflet ve kasâvet içinde bırakmasına mâni olmak için de, öğle ve ikindi namazları farz kılınmıştır.

Akşamın yaklaşması ile nihayet bulmaya yüz tutan bir günlük faaliyet ve çabanın, ruhanî bir ibadetle sona erdirilmesi, o gün elde edilen kazanç ve kârlara bir şükran ifadesi olacağından, akşam namazı farz kılınmıştır.
İnsan daha sonra uyku âlemine girecektir. Bir bakıma ölüm nümûnesi olan ve bir bakıma da huzur ve istirahat devresi sayılan bu âleme varmadan önce o günkü hayata kudsî bir ibâdetle son vermek, o âleme ilâhî bir zevk ve ruhanî bir intibahla intikal etmek, Allah'ın af ve mağfiretine ilticada bulunmak, bir hüsn-i hâtime nişânesi olacağından, bunun için de yatsı namazı kılınmaktadır.
Diğer tarafdan: Gerek insanın ve gerek etrafındaki varlıkların hayatında doğma, büyüme, duraklama, ihtiyarlama, sonra da ölüp gitme gibi 5 ayrı safha tecellî etmektedir.


İşte bu safhalara mukabil olmak ve insanın maddî varlığı ile mânevî varlığı ve çalışması arasında güzel bir muvazene kurabilmek için Hâlikımız günde 5 vakit namazı bizlere emretmiştir. Böyle mukaddes, maddî ve içine alan faydaları muhtevî bir ibâdetle mükellef olduğumuzdan O'na ne kadar şükretsek azdır.
Namazın 5 vakte tahsisindeki hikmetler, sadece bu söylediklerimizden ibaret değildir. Bediüzzaman Hazretlerinin şu izahları da konuya açıklık getirici mahiyettedir:


"Nasıl ki haftalık bir saatin sâniye ve dakika ve saat ve günlerini sayan milleri, birbirine bakarlar, birbirinin misâlidirler ve birbirinin hükmünü alırlar. Öyle de; Cenâb-ı Hakk'ın bir saat-ı kübrâsı olan şu âlem-i dünyanın sâniyesi hükmünde olan gece ve gündüz deverânı. Ve dakikaları sayan seneler... Ve saatleri sayan tabakat-i ömr-i insan. Ve günleri sayan edvâr-ı ömr-i âlem, birbirine bakarlar, birbirinin misâlidirler. Ve birbirinin hükmündedirler. Ve birbirini hatırlatırlar.

Meselâ:


Fecir zamanı, tulûa kadar, evvel-i bahar zamanına, hem insanın rahm-ı mâdere düştüğü âvânına, hem Semâvat ve Arz'ın 6 gün hilkatinden birinci güne benzer ve hatırlatır. Ve onlardaki şuûnât-ı İlâhiyeyi ihtâr eder.
Zuhr (Öğle) zamanı ise, yaz mevsiminin ortasına, hem gençlik kemâline hem ömr-i dünyadaki hilkat-i insan devrine benzer ve işaret eder. Ve onlardaki tecelliyat-ı rahmeti ve füyûzât-ı nimeti hatırlatır.
Asr (İkindi) zamanı ise, güz mevsimine, hem ihtiyarlık vaktine, hem Âhirzaman Peygamberinin (Aleyhissalâtü vesselâm) Asr-ı saâdetine benzer. Ve onlardaki şuûnat-ı İlâhiyeyi ve in'âmât-ı Rahmâniyeyi ihtâr eder.
Mağrib (Akşam) zamanı ise, güz mevsiminin âhirinde pek çok mahlûkatın gurubunu, hem insanın vefatını, hem dünyanın kıyâmet iptidasındaki harâbiyetini ihtâr ile tecelliyât-ı Celâliyeyi ifham ve beşeri gaflet uykusundan uyandırır. İkaz eder...


İşâ (Yatsı) vakti ise, âlem-i zulümât, nehâr âleminin bütün âsarını siyah kefeni ile setretmesini, hem, kışın beyaz kefeni ile ölmüş yerin yüzünü örtmesini, hem vefat etmiş insanın bakiye-i âsârı dahi vefat edip nisyan perdesi altına girmesini, hem bu dâr-ı imtihan olan dünyanın bütün bütün kapanmasını ihtar ile Kahhâr-ı Zülcelâlin celâlli tasarrufatını ilân eder.
Gece vakti ise, hem kışı, hem kabri, hem Âlem-i Berzah'ı ifhâm ile ruh-u beşer, Rahmet-i Rahmâna ne derece muhtaç olduğunu insana hatırlatır. Ve gecede teheccüd ise kabir gecesinde ve Berzah karanlığında ne kadar lüzumlu bir ışık olduğunu bildirir. İkaz eder. Ve bütün bu inkılâbat içinde Cenâb-ı Mün'ım-i Hakikî'nin nihayetsiz nimetlerini ihtar ile ne derece hamd ve senâya müstehak olduğunu ilân eder.


İkinci sabah ise, Sabah-ı Haşr'i ihtâr eder. Evet, şu gecenin sabahı ve şu kışın baharı, ne kadar mâkul ve lâzım ve kat'î ise, Haşrin sabahı da, Berzah'ın baharı da, o kat'iyettedir.

Demek, bu beş vaktin herbiri bir mühim inkılâb başında olduğu ve büyük inkılâbları ihtâr ettiği gibi; Kudret-i Samedaniyenin tasarrufat-ı azîme-i yevmiyesinin işaretiyle, hem senevî hem asrî, hem dehrî kudretin mu'cizâtını ve rahmetin hedâyâsını hatırlatır.
Demek, asıl vazife-i fıtrat ve esas ubûdiyet ve kat'î borç olan farz namaz, şu vakitlerde lâyıktır ve ensebdir.
(Bediüzzaman, Sözler'den).
KERAHET VAKİTLERİ
Kerahet Vakti Nedir? İçinde namaz kılınması mekruh olan vakitlere fıkıh kitablarında kerâhet vakitleri tabir edilir.
İki türlü kerahet vakti vardır:
1 - Farz olsun, nafile olsun her türlü namazın kılınması mekruh olan vakitler.
2 - Sadece nafile kılmak mekruh olup diğer namazların câiz olduğu vakitler.
Farz - Nafile Bütün Namazların Kılınmasının Mekruh Olduğu Vakitler Hangileridir?
Bu vakitler üçtür:


1 - Güneşin doğuşundan itibaren ışınları gözleri kamaştırır hâle gelinceye kadarki sabah vakti, kerahet zamanıdır. Bu vakit, güneşin doğuşundan sonraki takriben 45-50 dakikalık bir zamandır.
2 - İkinci kerahet vakti, istiva vakti ile zeval vakti arasıdır. Yani güneşin göğün tam ortasına dikilmesi ânından Batı tarafına doğru açılmaya başladığı âna kadar geçen süredir.
3 - İkindiden sonra, güneşin sarararak göz kamaştırmaz duruma geldiği andan başlayıp güneş batıncaya kadar süren vakit de kerahet vaktidir.
Demek oluyor ki ikindi namazını güneş ışınlarının sararmakta olduğu sıralara kadar geciktirmemeli, kerahet vaktine bırakmamalıdır.
İkindi namazı kerahet vaktine kadar geciktirilmişse, namaz kazaya bırakılmaz, sünneti terkedilerek sadece farzı kılınır. Hattâ güneş batmadan evvel iftitah tekbiri alınarak ikindinin farzına durulsa, namazda iken güneş batsa, bu bile sahih olur. Namaz kazaya kalmış olmaz, vaktinde edâ edilmiş sayılır. Bu ikindi namazına has bir durumdur.
Bu üç vaktin kerahet vakti olma hikmeti, ateşperestlerin ibâdet zamanı olmasıdır.
Bu üç vakitte salâvat getirmek, dua ve tesbihte bulunmak, Kur'an okumaktan efdaldir.
Sadece Nâfile Kılınması Mekrûh Olan Vakitler Hangileridir? Yukarıda saydığımız üç vaktin hâricinde sadece nâfile namazları kılmanın mekruh olduğu dokuz vakit daha vardır:


1 - İmsâkten itibaren sabah namazını kılmadan önce nafile namaz kılmak mekruhtur. Bu arada sadece sabah namazının iki rek'at sünneti kılınır, başka nâfile kılınmaz.
2 - Sabah namazının farzını kıldıktan sonra, güneş doğuncaya kadar olan süre içinde de nafile namaz kılınmaz. Hattâ farz kılındıktan sonra sabahın sünneti bile kılınamaz.
3 - İkindinin farzını kıldıktan sonra,
4 -Akşamın farzından önce,
5 - Cuma ve bayram hutbeleri okunurken
6 - Cuma günü namaz için kamet getirilirken de nâfile kılınmaz.
7 - Bayram namazından önce, ne evde, ne de camide nâfile namaz kılmak mekruhtur.
8 -Bayram namazından sonra mescidde nâfile namaz kılınamaz. Ancak evde kılınabilir.
9 - Farz namazına başlanınca da nâfile kılmak mekruh olur. Ancak cemaati kaçırmak korkusu yoksa, sabahın sünneti kılınabilir.
MÜSTEHAB VAKİTLER Vakit namazlarını, vaktin evvelinde kılmanın daha faziletli ve sevablı olduğunu, daha önce belirtmiştik.
Bununla beraber, Resûlüllah'ın sünnetinde, bâzı namazların mevsim, iklim, v.s. gibi bâzı değişik durumlar nazara alınarak, vaktin evvelinden geciktirilerek kılınması daha faziletli sayılmıştır.
Vakit namazlarını kılmanın daha faziletli ve sevablı sayıldığı bu gibi zamanlara, fıkıhta Müstehab Vakitler tâbir edilir.
Cemaat olmak gibi, müstehab vakitlerde namaz kılmak da sadece erkeklerin riayet edecekleri bir fazilettir. Kadınlara müstehab olan ise, namazlarını evlerinde, erkekler camide cemaat ile kıldıktan sonra kılmaktır. Yalnız sabah namazını, erkeklerin cemaati bitirmelerini beklemeden erkence kılabilirler.
Şimdi sırasıyla vakit namazlarının müstehab olan vakitlerini görelim:
Sabah Namazının Müstehab Vakti:
Erkekler için sabah namazında ortalığın biraz ağarmasını beklemek müstehabdır. Buna isfar denilir.
Sabah namazını gecikirme süresinde ölçü şudur: Namaz kılarken abdest bozulduğu takdirde yeniden abdest alıp güneş doğmadan rahat bir şekilde namazı kılabilecek kadar vakit olmalıdır. Buna göre, sabah namazı, güneşin doğmasına 15 - 20 dakika kalıncaya kadar kılınmalıdır.
Peygamber Efendimiz, "Sabahı ağartınız. Çünkü bunun sevabı daha büyüktür" buyurarak isfarı teşvik etmiştir.
Vaktin ağarmasını beklemenin, başta cemaatın daha çok gelmesini ve daha çok kimsenin cemaata yetişmesini sağlamak bakımından faydası vardır. Ayrıca birçok sevab ve faziletlere kavuşmak da isfar sayesinde müyesser olur.
Bir hadîs-i şerîf'te, "Sabah namazını kıldıktan sonra, güneş doğuncaya kadar namazgâhın üzerinde bekleyen (tesbih ve zikir ile meşgul olan) kimse, 4 esîri esaretten kurtarmış gibi sevab alır" buyrulmuştur.
Gerek bu gibi faziletli amellere nâil olunması gerekse sabah namazına daha çok cemaatin gelmesinin te'min edilmesi bakımından sabah namazının geciktirilmesinde maslahat vardır.
Sabah namazını isfar etmek, Hanefîde, -seferde, hazarda, yazın ve kışın, tek başına veya cemaatla- her hâl ü kârda müstehabdır.


* Şâfiîler ise, sabah namazının erkenden, henüz ortalık karanlık iken kılınmasının daha faziletli olacağı kanaatindedirler. Namazı ortalık ağarmadan, karanlıkta kılmaya tağlis denir.
Hanefîler tağlisi, sadece Müzdelife'de bulunan hacıların kıldıkları Kurban Bayramının ilk gününün sabah namazında müstehab görürler.
Öğle Namazının Müstehab Vakti:
Yazları öğle namazını sıcak-soğuk her memlekette biraz te'hir edip serin vakte bırakmak müstehabdır. Hadîs'te, "Öğle'yi biraz soğutun. Çünkü öğle sıcağı Cehennem'den bir yalımdır" buyrulmuştur.
Kış, bahar ve güz mevsimlerinde ise, öğleyi vaktin evvelinde kılmak müstehabdır... Zira Peygamber Efendimiz, serin ve soğuk mevsimlerde öğleyi daima erken kılarlardı.
İkindi Namazının Müstehab Vakti:
İkindi namazını, kışın ve yazın güneşin rengi değişmiş olmayacak kadar te'hir etmek müstehabdır... Resûlüllah Efendimiz, güneş ak ve berrak oldukça ikindiyi te'hir ederlerdi.
Akşam Namazının Müstehab Vakti:
Akşam namazını, yaz ve kış her mevsimde acele kılmak müstehabdır.
Hastalık, yolculuk gibi mâzeretlerle veyâ yemeğin hazır olması gibi bir durum sebebiyle azıcık geciktirmeler câizdir. Fakat fazla te'hiri câiz olmaz.
Yatsı Namazının Müstehab Vakti:
Yatsı namazlarını gecenin ilk üçte birine veya yarısına kadar te'hir etmek müstehabdır. Yatsı namazının geç kılınmasına dair pek çok haberler gelmiştir.
Bir hadîs-i şerîf'te, "Ümmetime meşakkat olmasa, yatsıyı gecenin üçte birine veya yarısına te'hir ederdim" buyrulmuştur.
Yatsının en son gece yarısına kadar te'hiri müstehab, daha sonraya bırakılması ise, mekruhtur.
Resûlüllah Efendimiz, yatsıyı te'hir etmeyi severdi. Yatsıyı kılmadan yatıp uyumayı, uyanamayıp namazı kaçırma tehlikesi sebebiyle kerih görürlerdi. Yatsıyı kıldıktan sonra da dünyevî sohbete ve söze rağbet etmezler, "Yatsıdan sonra oturup boş ve faydasız konuşma yoktur" buyururlardı.
Resûlüllah Efendimizin ümmetini yatsı namazını kıldıktan sonra dünyevî boş söz ve lâkırdılardan men'etmesinin hikmeti; mü'minlerin amel defterlerini ibâdetle kapayıp o günü hüsn-i hâtimeye mazhar olarak hayırlı bir şekilde sona erdirmelerini te'min içindir.
Ancak namazdan sonra zikir ve evrad okunur, dinî ve imanî sohbetler yapılırsa, bu tür konuşmalar hadîste men'edilen gece konuşmaları sınıfına girmez. Amel defterinin hayırlı bir amel ile kapanmasına da bir mâni teşkil etmez.
Yatsının geciktirmeli olarak kılınmasının müstehab oluşu, kış geceleri içindir. Çünkü kış geceleri uzundur.
Yazın ise, geceler kısa olduğundan, cemaatin azalmaması için, yatsının ilk vaktinde kılınması müstehabdır.
Vitir namazını gece uyanacağına güvenenler için, uykudan önce kılmayıp gecenin sonlarına doğru te'hir etmek müstehabdır.
Hadîs-i şerîf'te, "Gecenin sonunda kalkabilecek olanlar, vitri kılmayıp te'hir etsinler. Çünkü gece namazında melekler hâzır olurlar. Uyuduktan sonra kalkamayacak olanlar ise, yatsının akabinde hemen kılsınlar" buyurulmuştur.
Gece kalkıp nâfile kılmayı âdet edinenler vitri te'hir etmelidirler. Böylece daha efdaline ulaşırlar.
İKİ VAKTİN NAMAZINI BİRLEŞTİREREK KILMA (CEM'-İ SALÂTEYN)
"Namaz mü'minlere vakitli olarak farz kılındı" âyet-i celîlesi gereğince, her namazın vaktinde kılınması farz-ı ayındır. Bu sebeble iki vakit namazını bir vakit içinde kılmak (ki fıkıhta buna Cem'-i Salâteyn denir) Hanefî mezhebine göre câiz olmaz. Zira, iki vakti bir arada kılmak, ya birini vakti girmeden kılmak (takdim) veya vakti çıktıktan sonra kılmak (te'hir) yoluyla olur. İkisi de sahih değildir. Vakti girmeden namaz kılınmaz. Namazı vaktinden sonraya bırakmak da câiz değildir. Edâ yerine geçmez.
Bu kaidenin yalnızca hacılara has olmak üzere iki istisnası vardır.
Biri, Arafat'da takdim cem'i,
Diğeri, Müzdelife'de te'hir cem'i.
Çünkü Peygamber Efendimiz buralarda namazlarını iki vakti birleştirerek kılmışlardır.


Arefe günü Arafat'da ikindi olmadan öğlenin farzından sonra ikindi namazı kılınır. Büyük bir cemaatla imamın arkasında kılınan bu namaz için, tek ezan ve biri öğle, diğeri ikindi için olmak üzere iki kamet okunur. İki namaz arası böylece ayrılmış olur. Arada nâfile ve sünnet namazları da kılınmaz.
Bu namazı büyük cemaatle, imam arkasında kılmak zarureti İmam-ı A'zam'a göredir.


İmameyn, hacının tek başına da cem' yapabileceği görüşündedir.
Müzdelife'de ise, o günün akşam namazı yatsı namazı ile birlikte yatsı vaktinde, tek ezan ve tek kametle kılınır. Burada her iki namazın vakti de girmiş olduğundan ikinci namaza başlandığını bildirmek için ikinci kamete ihtiyaç görülmemiştir.
İmam-ı Şâfiî'ye göre, yolculukta öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı namazlarını hem takdim, hem de te'hir suretiyle birlikte kılmak câizdir.
KUTUPLARDA VE VAKTİ OLMAYAN YERLERDE NAMAZ
Kutuplarda ve Vakti Olmayan yerlerde Namaz Dünyamızın her tarafında gece ve gündüz süresi, 24 saat olarak cereyan etmektedir. Yeryüzünde, gece ve gündüzlerin aylarca, haftalarca sürdüğü kutup mıntıkaları yanısıra, güneşin batıp ardından hemen doğduğu, yani, gecenin hiç bulunmadığı bölgeler de vardır. Buralarda oturanlar her gün 5 vakit namazlarını nasıl kılacaklardır. Oruçlarını nasıl tutacaklardır.
Bu gibi yerlerde namaz kılma mes'elesinde biri fetvâ, diğeri ihtiyat ve takvâ diyebileceğimiz iki görüş vardır.
Birinci görüşe göre: Namazın sıhhati için vakit şarttır. Vakit girmedikçe, namaz mükellefiyeti tahakkuk etmez. Çünkü fıkıh usûlünün umumî kaidesine göre: "Namazın sebebi vaktin girmesidir. Vakit girmeyince, sebeb yoktur. Sebeb olmayınca da müsebbeb (namaz) olmaz."

Bu hükümden dolayı, kutuplarda ve diğer anormal vakitli yerlerde yaşayan kimseler, hangi vakte rastlarlarsa o vakit namazını kılarlar. Tahakkuk etmeyen vakit namazını kılmak zorunda değildirler. Kılmadıkları için hiçbir mes'uliyetleri de yoktur. Bu, tıpkı, ayakları kesik bir kimseden, abdestte ayaklarını yıkama mecburiyetinin ortadan kalkması gibidir. Vakti olmayan namaz da mükelleflerin omuzlarından düşer.

2. Görüş: Kutuplar gibi gece-gündüzlerin anormal uzunlukta olduğu yerlerde, namaz ve oruç gibi ibâdetlerin ifası hususunda, bâzı âlimler, Müslümanları ibâdetlerin feyzinden mahrum etmemek için ihtiyat ve temkin yolunu benimsemişler, takvâ cihetini tercih etmişlerdir.
Buna göre, kutuplar gibi anormal vakitli yerlerde oturan kimseler, namazlarını aynı meridyen üzerinde kendilerine en yakın bulunan normal vakitli yerlerin takvimlerine uymak suretiyle kılarlar. Oruçlarını da aynı şekilde îfa ederler.
Bu şekilde düşünen İslâm âlimleri, "Ancak bir sene kadar uzun sürecek Deccal günlerinde namaz vakitleri takdir edilir..." meâlindeki hadîs-i şerîfin işaretine dayanmaktadırlar. (Bk. Merakı'l-Felâh, s. 53, İst. 1327).
Görüldüğü gibi hadîs-i şerîf'te, 1 gün, bir sene kadar uzadığı takdirde 5 vakit namazın normal 24 saatlık vakit üzerinden takdir yoluyla kılınabileceğine ima edilmektedir. Demek ki kutuplarda vakit yok diye namazı terk yerine, takdir yoluyla, namazları 5 vakit kılmak mümkündür. Ve bu daha ihtiyata uygundur. Böylelikle Müslümanlar ibâdetlerin feyz ve nûrundan nasibsiz kalmamış olurlar.
Kutuplarda takdir yoluyla günde beş vakit namazın kılınabileceğini söyleyenler; güneşin batıp hemen doğması sebebiyle sabah veya yatsı ve vitir namazlarının vaktinin olmadığı yerlerde ise, bu namazların sâkıt olmayacağını kazasının gerektiğini söylerler. Çünkü, her ne kadar namazın sebebi vakitse de, asıl sebeb ve illet, emr-i İlâhîdir. Allah'ın "Namaz kılınız" şeklindeki emir ve hitabıdır.
Bu cihetle her Müslüman günde 5 vakit namazla mükelleftir. Vakti olmayan namazlar ise, kaza edilir.

İmam-ı Şâfiî'nin de ictihadı bu şekildedir.

Oruç ibadetinde de aynı durum vardır. Orucun sebebi olan ay'ı görmek mümkün olduğu halde, imsâk ve iftar vakitleri taayyün etmemektedir. Bu sebeble, oruç ibâdetinin mükelleften sâkıt olacağını söyleyen âlimler olduğu gibi, namazda olduğu şekilde, takdir yoluyla oruçların tutulması gerektiğini söyleyenler de vardır.

teyemmüm nasıl alınır

Teyemmüm Abdesti Nasıl Alınır ?



Teyemmümün Alinisi

Önce kollar abdest alacakmış gibi sıvanır. Eûzü Besmele çekilir. "Abdestsizlikten veya cünüplükten temizlenmeye" diyerek niyet edilir. Sonra parmaklar açılır, ellerin iç kısımları temiz toprağa veya toprak cinsinden bir şeyin üzerine hafifçe vurularak, önce ileri sonra geri çekilerek sürülür.





Önce elleri sürtmek, sonra geri çekmek







Eller kaldırılıp hafifçe birbirine vurularak silkelenir.



Yüzün her yeri bu iki elin iç kısımları ile meshedilir.

Sonra elin iç kısımları aynı şekilde tekrar toprağa vurulur. Önce sol elin baş ve işaret parmakları ayrılır, kalan üç parmağın içiyle sağ kolun iç yüzü parmak uçlarından dirseklerle beraber meshedilir.





Sol elin iç tarafıyla, sağ kolun iç yüzü meshedilir.




Sağ kolun dış tarafı da yine aynı sol elin ayrılan baş ve işaret parmağıyla meshedilir.




Aynı şekilde bu defa da sağ el kullanılarak sol kol meshedilir.


Böylece yüzün, ellerin ve kolların meshedilmedik hiç bir yeri bırakılmamakla, farzlarına ve sünnetlerine uygun bir teyemmüm yapılmış olur.



ALLAH kabul etsin ...

NAMAZIN MANASI

Namaza başlamadan önce niyet edildikten sonra




أَعُوذُ بِااللهِ مِنَ الشَّيْطاَنِ الرَّجِيمِ Euzu: Sığınırım billâhi: Allah’a mineşşaytânirracîm: Şeytanın şerrinden

Euzubillâhimineşşaytânirracîm = Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ Bismillâhi : Allah’ın ismiyle başlarım

Bismillâhirrahmânirrahîm = Allah’ın adıyla namaz kılmaya başlarım dedikten sonra iftitah tekbiri ve diğer tekbirlerde

اللّهُ اَكْبَرُ Allâh’u Ekber = “Allah en büyüktür” der.


SÜBHANEKE DUASI




سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، وَتَبَارَكَ اسْمُكَ، وَتَعالَى جَدُّكَ وَلاَ إلَهَ غَيْرُكَ

Subhâneke: seni her çeşit noksan sıfatlardan takdîs ederim Allahumme : Allah’ım ve bi hamdike: ve hamdim sanadır tebâreke’smuke : ve Senin ismin mübârek teâlâ ceddüke : Azametin yücedir. lâ ilâhe gayruke : senden başka ilah da yoktur

Hz. Aişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namaza (iftitah tekbiri ile) başlayınca şunu okurdu: “Subhâneke Allahümme ve bihamdike ve tebâreke’smüke ve teâlâ ceddüke ve lâ ilâhe gayruke. (Allah’ım seni her çeşit noksan sıfatlardan takdîs ederim, hamdim sanadır. Senin ismin mübârek, azametin yücedir, senden başka ilah da yoktur).”[1]

اللّهُ اَكْبَرُ كَبِيراً وَالْحَمْدُللّهِ كَثِيراً وَسُبْحَانَ اللّهِ بُكْرَةً وَأصِيً

Allahu ekber kebîrâ: Allah, büyükte büyüktür velhamdu: Hamdimiz lillâhi : Allah’a kesîrâ : Çoktur subhânallâhi : Tesbihimiz Allah’adır. bukraten ve asîlâ : Sabah ve akşam

İbnu Ömer (radyallahu anhumâ) anlatıyor: “Biz, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte namaz kılarken, cemaatten biri aniden:”Allahu ekber kebîrâ, velhamdü lillâhi kesîrâ, subhânallâhi bükraten ve asîlâ (Allah, büyükte büyüktür, Allah’a hamdimiz çoktur, sabah akşam tesbihimiz Allah’adır!” dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) efendimiz:”Bu sözleri kim söyledi?” diye sordu. Söyleyen adam:”Ben, ey Allah’ın Rusûlü” dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesellâm) efendimiz:”"O sözler hoşuma gitti. Sema kapıları onlara açıldı” buyurdu. İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) der ki: “Söylediği günden beri o zikri okumayı hiç terketmedim.”[2]

FATİHA SURESİ





بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ العَالَمِينَ () الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ () مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ () إيَّاكَ نَعْبُدُ وإيَّاكَ نَسْتَعِينُ () اِهْدِنَا الصِّراطَ الْمُسْتَقِيمَ () صِرَاطَ الَّذِينَ أنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّيِنَ

Elhamdulillâhi: Hamd Allah’a aittir. Rabbilâlemin: Alemlerin Rabbi Errahmânirrahîm: Rahman Rahim Mâliki yev midîn : Din gününün sahibi İyyake : Ancak sana na’budu: kulluk ederiz Ve iyyake: ve ancak senden nestaînu: isteriz İhdina : Bizi ulaştır essirâta: yola elmustekime: Dosdoğru sirâta: yoluna ellezîne: kimselerin En amte: Nimet verdiğin Aleyhim: kendilerine ğayrilma’dubi: gazap olunanların değil aleyhim: kendilerine ve La: ve değil eddâllîne: sapıtmış olanların

Rahmân Rahîm Allah’ın ismi ile.

Hamd, âlemlerin Rabbi, Rahman, Rahîm ve din günü (kıyâmet günü)nün sâhibi olan Allaha mahsûsdur. Yalnız sana ibâdet eder, yalnız senden yardım isteriz. Bizi doğru yola, kendilerine ni’met verdiklerinin yoluna ilet. Gazâba uğrayanlarınkine, sapıklarınkine değil.

Rükuda okunan duanın manası سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَظِي Sübhâne Rabbiyel Azîm

Subhâne : seni bütün noksanlıklardan tenzih ederim Rabbiyel Azîm : Yüce Rabbim.

İbnu Mes’ud (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Sizden biri rükû edince üç kere “Sübhâne rabbiyel azîm (Büyük Rabbim (her çeşit kusurdan) münezzehdir” desin. Bu, en az miktardır. Secde yapınca da üç kere “Sübhâne Rabbiye’l a’lâ (Ulu Rabbim (her çeşit kusurdan) münezzehdir” desin. Bu da en az miktardır.”[3]

سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِى Subhâneke : seni her çeşit noksan sıfatlardan takdîs ederim

Allâhumme: Allah’ım ve bi hamdike: ve seni överim Allâhummeğfirlî: Allah’ım beni bağışla

Şu zikirleri de söylemesi sünnettir. “Subhâneke_llâhumme ve bi hamdik. Allâhumme_ğfirlî.”[4]

“Allah’ım! Seni överek tesbih ederim. Beni bağışla.” veya

سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّ المََئِكةِ وَالرُّوحِ

Subbuhun: Münezzehsin Kuddusun: mükaddessin Rabbu’lmelâiketi: meleklerin rabbisin ve’r Ruhi: ve ruhun

Müslim, Ebû Dâvud ve Nesâî’de gelen bir rivâyette şöyle denir: “Resûllullah (aleyhissalâtu vesselâm) rükû ve secdesinde şöyle derdi: “Subbûhun kuddûsün Rabbü’lmelâiketi ve’r-Rûhi, (Münezzehsin, mükaddessin, meleklerin ve Ruh’un Rabbisin)”.

Rükudan doğrulunca سَمِعَ اللّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ Semiallâhu limen Hamideh

Semiallâhu: Allah duyar. limen Hamideh : kendine hamd edenleri

رَبَّناَ لَكَ لْحَمْدُ Rabbena: Rabbimiz lekel hamd : hamd yalnız sana özgüdür.

حَمْداً كَثِيراً طَيِّباً مُبَارَكاً فِيهِ اَلْحَمْدُ ِللهِ اللّهُ اَكْبَرُ

Allah’u ekber: Allah en büyüktür Elhamdü lillâhi: Hamd Allah’a aittir. hamden: Hamdler kesîran: çok tayyiben: temiz mubâreken: kutlu fihi : ona

Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namaz kılarken nefes nefese bir adam geldi ve:”Allahu ekber, Elhamdü lillâhi hamden kesîran tayyiben mubâreken fîhi. (Allah büyüktür, çok temiz ve mübârek hamdler Allah’adır!)” dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namazı bitirince:”Şu kelimeleri hanginiz söyledi?” diye sordu. Cemaat bir müddet sessiz kaldı, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): “(Kim söylediyse çekinmesin, benim desin), Zîra fena bir şey söylemiş değil)” dedi. Bunun üzerine adam:”Ben, ey Allah’ın Resûlü!” dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) da:”Ben on iki melek gördüm. Her biri, bu kelimeleri (Allah’ın huzuruna) kendisi yükseltmek için koşuşmuşlardı.”[5]

Secdede iken سُبْحَانَ رَبِّيَ اْلاَعْلي Sübhâne Rabbiyel âlâ

Subhâne: sen bütün noksanlılardan uzaksın Rabbiyel âlâ : Yüce Rabbim (Yüceler yücesi Rabbimin huzurunda ben eğiliyorum ve alnımı yere koyuyorum)

سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِى Subhâneke_llâhumme ve bi hamdik. Allâhumme_ğfirlî.[6]

“Allahım! Seni överek tesbih ederim. Beni bağışla.” veya

سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّ اْلمَلإَِكَةِ وَالرُّوحِ Subbûhun, kuddûsun, Rabbu_l-Melâiketi ve_r-Rûh. [7]

“Her türlü kötülükten beri olan, Mübarek olan, Meleklerin ve Rûh’un Rabbi.”

İki secde arasında اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِى Allâhummağfirlî = Allah’ım beni affet

اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِى وَارْحَمْنِى وَاجْبُرْنِى وَاهْدِنِى وَارْزُقْنِى

Allahumme: Allah’îm iğfirli: bana mağfiret et ve’rhamnî: merhamet et ve’cburnî: beni zengin kıl ve’hdinî : bana hidâyet ver ve’rzuknî : bana rızık ver.

İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) iki secde arasında: “Allahümme’ğfir lî ve’rhamnî, ve’cbürnî, ve’hdinî ve’rzuknî. (Allah’ım bana mağfiret et, merhamet et, beni zengin kıl, bana hidâyet ver, bana rızık ver) derdi”.[8]

TAHİYYAT DUASI




اَلتَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَواَتُ وَالطَّيِّبَاتُ اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ اَيُّهَا النَّبِىُّ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ اَلسَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِاللهِ الصَّالِحِينَ اَشْهَدُ اَنْ لآاِلَهَ اِلاَّالله وَ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًعَبْدُهُ وَرَسُولُهُ

Ettehiyyâtu: dualar lillâhi: Allah’a aittir vessalevâtu: saygılar vettayibât: ve temiz şeyler Esselâmu: selam aleyke: sana eyyühen-Nebiyyu: ey peygamber ve rahmetullahi: ve Allah’ın rahmeti ve berakâtuhuh: ve bereketi de Esselâmu: selam aleynâ: bize ve alâ: ve üzerlerine ibâdillâhis-Sâlihîn: Allah’ın Salih kullarına Eşhedu: Tanıklık ederim en lâ ilâhe: İlah yoktur illallâh: Ancak Allah vardır ve eşhedu: ve tanıklık ederim enne: şüphesiz Muhammeden abduhû: Muhammed onun kulu ve Rasuluh: ve resulüdür.

“Ettehiyyâtü lillâhi vessalevâtü vettayibât. Esselâmü aleyke eyyühen-Nebiyyü ve rahmetüllahi ve berakâtühüh. Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhis-Sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Rasülüh.”

“ Saygılar dualar ve temiz şeyler Allah’a aittir. Selam sana da ey peygamber Allah’ın rahmeti ve bereketi de. Selam olsun bize ve Allah’ın Salih kullarına. Tanıklık ederim Allah’tan başka ilah olmadığına ve tanıklık ederim muhammedin onun kulu ve elçisi olduğuna.”[9]

ALLAHUMME SALLİ



اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِ مُحَمَّدٍ * كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى اِبْرَاهِيمَ وَ عَلَى آلِ اِبْرَاهِيمَ * اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ *

Allâhumme: Allah’ım salli: merhamet et alâ Muhammedin: Muhammed’e ve alâ âli Muhammed: onun evlat ve yakınlarına da Kemâ salleyte: merhamet ettiğin gibi alâ İbrahime ve alâ âli İbrahim: ve ibrahim’in yakınlarına İnneke: şüphesiz ki sen hamidun: övülmeye layık mecîd: şanı yüce olansın

“Allah’ım ibrahime ve yakınlarına rahmet ettiğin gibi muhammed’e onun evlat ve yakınlarına da rahmet et; muhakkak ki sen övülmeye layık ve şanı yüce olansın.”

ALLAHUMME BARİK



اَللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ عَلَى الِ مُحَمَّدٍ * كَمَا بَارَكْتَ عَلَى اِبْرَاهِيمَ وَ عَلَى آلِ اِبْرَاهِيمَ * اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ *

Allâhumme: Allah’ım barik: Mübârek kıl alâ Muhammedin: Muhammed’i ve alâ âli Muhammed: ve yakınlarını Kemâ barekte: mübârek kıldığın gibi alâ İbrahîme: İbrahimi ve alâ âli İbrahim: ve yakınlarını İnneke: şüphesiz ki sen hamidun: övülmeye layık mecîd: şanı yüce olansın

“Allah’ım Muhammedi ve yakınlarını, İbrahimi ve yakınlarını mübârek kıldığın gibi mübârek kıl; şüphe yok ki, övülmüş yalnız sensin, gerçekten şan ve şeref sahibi de sensin.”

RABBENA ATİNA




رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَ فِي اْلآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ بِرَحْمَةِكَ يأ اَرْحَمَراَّحِمِينَ




Rabbenâ: Allah’ım Âtina: bize ver fid’dunyâ: dünyada haseneten: iyilik ve fil’âhirati: ve ahirette haseneten: iyilik ve kinâ : ve bizi koru azâbennâr: cehennem azabından Birahmetike : bize merhamet et yâ Erhamerrahimîn : ey merhametlilerin en merhametlisi.

“Allah’ım, Rabbimiz bize dünyada da iyilik ver ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru, bize rahmetinle muamele et. Ey merhametlilerin en merhametlisi!”

RABBENA FİRLİ







رَبَّنَا اغْفِرْ لِى وَ لِوَالِدَىَّ وَ لِلْمُؤمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ اْلحِسَابِ

Rabbenâğfirlî : Allah’ım beni bağışla ve li-vâlideyye: anne ve babamı ve lil-Mü’minine : ve bütün mü’minleri yevme yekûmu’l hisâb: hesap gününde bağışla

“ Allah’ım beni bağışla, anne ve babamı, ve bütün mü’minleri hesap gününde bağışla”

İbnu Abbâs (radiyallahu anhümâ) hazretleri anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) teşehhüdden sonra şunu okurdu: “Allahümme innî eûzu bike min azâbi cehennem ve eûzu bike min azâbi’lkabri ve eûzu bike min fitneti’d-Deccâl ve eûzu bike min fitneti’lmahyâ ve’lmemât. (Allahım, ben cehennem azabından sana sığınırım. Kabir azabından da sana sığınırım. Deccal fitnesinden de sana sığınırım, hayat ve ölüm fitnesinden de sana sığınırım)”.[10]

اللَّهُمَّ إنِّى أعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ جَهَنّمَ وَأعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَأعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ وَأعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ المَحْيَا وَالمَمَاتِ

Allahümme: Allah’ım innî: ben eûzu: sığınırım bike: sana min azâbi cehennem: cehennem azabından ve eûzu: ve sığınırım bike: sana min azâbi’lkabri: kabir azabından ve eûzu: ve sığınırım bike: sana min fitneti’d-Deccâl: Deccal fitnesinden ve eûzu : ve sığınırım bike: sana min fitneti’lmahyâ : hayat fitnesinden ve’lmemât: ve ölüm

Abdullah İbnu Amr İbni’l-As (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a, Hz. Ebû Bekir (radıyallâhu anh) gelerek:”Bana namazda okuyacağım bir dua öğret” dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ona şu duayı okumasını söyledi:”Allahümme innî zalemtü nefsî zulmen kesîran ve lâ yağfiru’zzünûbe illâ ente fa’ğfir lî mağfireten min indike verhamnî inneke ente’lğafûru’rrahîm. (Allahım ben nefsime çok zulmettim. Günahları ancak sen affedersin. Öyle ise beni, şanına layık bir mağfiretle bağışla, bana merhamet et. Sen affedici ve merhamet edicisin”.[11]

اللَّهُمَّ إنِّى ظَلَمْتُ نَفْسِى ظُلْماً كَثيراً وَلاَ يَغفِرُ الذُّنُوبَ إلاَّ أنْتَ فَاغْفِرْ لِى مَغْفِرَةً مَنْ عِنْدَكَ وَارْحَمْنِى إنَّكَ أنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

Allahümme: Allah’ım innî: ben zalemtü: zulmettim nefsî : nefsime zulmen kesîran: çok zulüm ve lâ : yoktur yağfiru: affedecek ezzünûbe: günahları illâ : ancak ente: sen varsın fa’ğfir lî : beni bağışla mağfireten : mağfiretle min indike: şanına layık verhamnî : bana merhamet et inneke : şüphesiz ki sen ente’lğafûru’rrahîm: sen merhamet edicisin.

السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللهِ

Esselâmu Aleykum ve Rahmetullah: Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun der ve namazdan çıkar.

KUNUT DUALARI

Peygamberimizin olağan üstü olaylarda ve felaketlerde ikindi, akşam, yatsı namazlarında dördüncü rek’atte ve sabah namazlarında da ikinci rek’atte rükudan doğrulunca zaman zaman kunut duası yaptığına dair rivayetler bulunmaktadır. [12]

Sabah namazında ikinci rekatin rukundan kalkınca kunut duası okumak sünneti müekkededir. [13]

Enes (r.a.) diyor ki: Resulullah (s.a.v.) dünyadan ayrılıncaya kadar sabah namazında kunuta devam etti. [14]

اللَّهُمَّ اهْدِنيِ فِيمَنْ هَدَيْتَ وَعَافِنيِ فِيمَنْ عَافَيْتَ وَتَوَلَّنِي فِيمَنْ تَوَلَّيْتَ وَباَرِكْ ليِ فِيماَ أَعْطَيْتَ وَ قِنيِ شَرَّ ماَ قَضَيْتَ فَإِنَّكَ تَقْضِي وَلاَ يُقْضَي عَلَيْكَ وَإنَّهُ لاَ يَذِلُّ مَنْ ولَيْتَ تَبَارَكْتَ رَبَّناَ وَتَعَالَيْتَ

Allahummehdinî : Allah’ım bana hidayet et fîmen : kimseler içinde hedeyte : hidayet ettiğin ve âfinî : ve bana afiyet ver fîmen : kimseler içinde âfeyte : afiyet verdiklerin ve tevellenî : ve bana sahip çık fîmen : kimseler içinde tevelleyte : sahip çıktıkların ve bârik lî : ve bereket ver fîmâ a’teyte : bana verdiklerinde vekınî : beni koru şerre mâ kadayte : kaza ve kaderinin şerrinden fe inneke : şüphesiz sen takdî : hükmedersin ve lâ yukdâ : ve kimse hükmedemez aleyke : sana ve innehu : ve o kimse lâ yezillu : zelil olmaz men vâleyte : sahip çıktığın tebârekte : mübareksin Rabbenâ : Rabbimiz ve teâleyte : ve yücesin.

Hasan b. Ali (r.a.) diyor ki, Resulullah (s.a.v.) şöyle dememi emretti: “ Allahummehdinî fîmen hedeyte ve âfinî fîmen âfeyte ve tevellenî fîmen tevelleyte ve bârik lî fîmâ a’teyte vekınî şerre mâ kadayte, fe inneke takdî ve lâ yukdâ aleyke ve innehu lâ yezillu men vâleyte, tebârekte Rabbenâ ve teâleyte. [15]

“Allah’ım hidayet ettiklerinin arasında bana da hidayet et, afiyet verdiklerinin arasında bana da afiyet ver, sahip çıktıklarının arasında bana da sahip çık. Bana verdiklerine bereket ver. Beni kaza ve kaderinin şerrinden koru. Sen hükmedersin, kimse sana hükmedemez. Arka çıktığın hor olmaz. Rabbimiz mübarek ve yücesin.” [16




اَللَّهُمَّ إِنَّا نَسْتَعِينُكَ * وَ نَسْتَغْفِرُكَ وَ نَسْتَهْدِيكَ * وَ نُؤْمِنُ بِكَ وَ نَتُوبُ اِلَيْكَ * وَ نَتَوَكَّلُ عَلَيْكَ ونُثْنِى عَلَيْك اْلخَيْرَ كُلَّهُ نَشْكُرُكَ وَ لاَ نَكْفُرُكَ * وَ نَخْلَعُ وَ نَتْرُكُ مَنْ يَفْجُرُكَ

Allâhumme: Allah’ım innâ: biz nesteînuke: ancak senden isteriz ve nestağfiruke: ve sana istiğfar ederiz ve nestehdik: ve senden hidayet isteriz Ve nü’minü bike: sana iman ederiz ve netûbu: tevbe ederiz ileyk: sana Ve netevekkelu: ve tevekkül ederiz aleyke: ancak sana ve nusni: seni överiz aleykel-hayra: hayırlarla kullehu: bütün neşkuruke: sana şükrederiz ve lâ nekfuruke: ve sana küfretmeyiz ve nahleu:uzaklaşırız ve netruku: ve terk ederiz men yefcuruk: fısk ve fücür eden kimseyi

Ey Allah’ım! Biz senden yardım dileriz. Sana istiğfar ederiz. Senden hidâyet isteriz. Sana îmân ederiz. Sana tevbe ve sana tevekkül ederiz. Bütün hayrlarla seni överiz. Sana (ni’metlerine) şükreder, küfrân-ı ni’met etmeyiz. Sana karşı fısk ve fücur edeni atar ve terk ederiz.




اَللَّهُمَّ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَ لَكَ نُصَلِّى وَ نَسْجُدُ * وَ اِلَيْكَ نَسعْىَ وَ نَحْفِدُ * نَرْجُو رَحْمَتَكَ وَ نَخْشَى عَذَابَكَ * اِنَّ عَذَابَكَ بِاْلكُفَّارِ مُلْحِقٌ *

Allâhumme: Allah’ım iyyâke: ancak sana na’budu : kulluk ederiz ve leke:ve sana nusalli: namaz kılar ve nescudu: secde ederiz ve ileyke: ve ancak sana nes’a: iltica eder ve nahfidu: sana yönelir nercû: ümit ederiz rahmeteke: senin rahmetini ve nahşâ: korkarız azâbeke: azabından inne: muhakkak ki azâbeke: senin azabın bilkuffâri: kafirleri mulhik: çevrelecektir.

Ey Allahım! Ancak sana ibâdet eder, namâz kılar, secde eder, sana koşar ve iltica ederiz. Rahmetini recâ (ümîd) eyler ve azâbından korkarız. Çünkü senin azâbın gerçeği örten kâfirlere mutlaka ulaşır

Namaz
Kur'an-i Kerim'de 87 yerde geciyor. Gecen sureler:
Bakara Al-i Imran Nisa MaideEn'am A'raf Enfal TevbeYunus Hud Ra'd IbrahimIsra Meryem Taha EnbiyaHac Mu'minun Nur NemlSu'ara Ankebut Rum LokmanAhzab Fatir Sura MucadeleCum'a Me'aric Muezzemil MuddesirKiyamet A'la Alak Beyyine Ma'un Kevser

Kevser Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
2. Fe salli li rabbike venhar
2. O Halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes.

Ma'un Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
4. Fe veylün lil müsallin
4. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,
5. Ellezine hüm an salatihim sahun
5. Onlar namazlarını ciddiye almazlar.

Beyyine Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
5. Ve ma ümiru illa liya'büdüllahe muhlisıyne lehüd din hunefae ve yükıymussalate ve
yü'tüzzekane ve zalike diynülkayyimeh
5. Halbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.

Alak Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
10. Abden iza salla
9, 10. Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü?

A'la Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
15. Ve zekeresme rabbihi fesalla.
14, 15. Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer.

Kiyamet Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
31. Fela saddeka ve la salla.
26, 27, 28, 29, 30. Hayır, can boğaza dayandığı, “Kimdir (bunu) iyi edecek?” dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevkediliş Rabbinedir.
31. O, (Peygamberi) doğrulamamış, namaz da kılmamıştı.

Muddesir Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
43. Kalu lem neku minelmusalliyne.
(40, 41, 42. Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: “Sizi Sekar’a (cehenneme) ne soktu?”)
43. Onlar şöyle derler: “Biz namaz kılanlardan değildik.”

Muzemmil Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
20. İnne rabbeke ya'lemu enneke tekumu edna min suluseyilleyli ve nısfehu ve sulusehu ve taifetun minelleziyne me'ake vallahu yukaddirulleyle vennehare 'alime en len tuhsuhu fetabe 'aleykum fakreu ma teyessere minelkur'ani 'alime en seyekunu minkum merda ve aharune yadribune fiyl'ardı yebteğune min fadlillahi ve aharune yukatilune fiy sebiylillahi fakreu ma teyessere minhu ve ekıymussalate ve atuzzekate ve akridullahe kardan hasenen ve ma tukaddimu lienfusikum min hayrin teciduhu 'ındallahi huve hayren ve a'zame ecren vestağfirullahe innallahe ğafurun rahıymun.
20. (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor. Allah gece ve gündüzü düzenleyip takdir eder. Sizin buna (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete) gücünüzün yetmeyeceğini bildi de sizi bağışladı (yükünüzü hafifletti.) Artık Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Allah, içinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah’ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda çarpışacağını bilmektedir. O halde, Kur’an'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah’a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükafat olarak bulursunuz. Allah’tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Me'aric Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
22. İllelmusalliyne.
(19. Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır. 20. Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır. 21. Ona bir hayır dokunduğunda da eli sıkıdır)
22. Ancak, namaz kılanlar başka.
23. Elleziynehum 'ala salatihim daimune.
23. Onlar, namazlarına devam eden kimselerdir.
34. Velleziyne hum 'ala salatihim yuhafizune.
34. Onlar namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir.

Cum'a Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
9. Ya eyyuhelleziyne amenu iza nudiye lissalati min yevmilcumu'ati fes'av ila zikrillahi ve zerulbey'a zalikum hayrun lekum in kuntum ta'lemune.
9. Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.
10. Feiza kudıyetissalatu fenteşiru fiyl'ardı vebteğu min fadlillahi vezkurullahe kesiyren le'allekum tuflihune.
10. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.

Mucadele Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
13. Eeşfaktum en tukaddimu beyne yedey necvakum sadekatin feiz lem tef'alu ve taballahu 'aleykum feekıymussalate ve atuzzekate ve etıy'allahe ve resulehu vallahu habiyrun bima ta'melune.
13. Başbaşa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve Resülüne itaat edin. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Sura Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
38. Vellezınestecabu li rabbihim ve ekamus salate ve emruhüm şura beynehüm ve mimma razaknahüm yünfikun
36.37.38.39. (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükafat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.

Fatir Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
18. Ve la teziru vaziratüv vizra uhra ve in ted'u müskaletün ila hımliha la yuhmel minhü şey'üv ve lev kane za kurba innema tünzirullezıne yahşevne rabbehüm bil ğaybi ve ekamus salah ve men tezekka fe innema yetezekka li nefsih ve ilellahil mesıyr
18. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey yüklenilmez, çağırdığı kimse yakını da olsa. Sen ancak, görmedikleri halde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. Dönüş ancak Allah’adır.
29. İnnellezıne yetlune kitabellahi ve ekamus salete ve enfeku mimma razaknahüm sirrav va alaniyetey yercune ticaratel len tebur
29. Şüphesiz, Allah’ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden, gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar, asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler.

Ahzab Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
33. Ve karne fı büyutikünne ve la teberracne teberrucel cahiliyyetil ula ve ekımmes salete ve atınez zekate ve etı'nellahe ve rasuleh innema yürıdüllahü li yüzhibe ankümür ricse ehlel beyti ve yütahhiraküm tathıra
33. Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah’a ve Resülüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

Lokman Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
4. Ellezıne yükıymunes salate ve yü'tunez zekate ve hüm bil ahırati hüm yukınun
4. Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.
17. Ya büneyye ekımıs salate ve'mur bil ma'rufi venhe anil münkeri vasbir ala ma esabek inne zalike min azmil ümur
17. Ya büneyye ekımıs salate ve'mur bil ma'rufi venhe anil münkeri vasbir ala ma esabek inne zalike min azmil ümur

Rum Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
31. Münıbıne ileyhi vettekuhu ve ekıymus salate ve la tekunu minel müşrikın
31, 32. Allah’a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin, O’na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dinî anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir.

Ankebut Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
45. Ütlü ma uhıye ileyke minel kitabi ve ekımıs salah innes salate tenha anil fahşai vel münker ve lezikrullahi ekber vallahü ya'lemü ma tasneun
45. (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı biliyor.

Su'ara Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
219. Ve tekallübeke fis sacidın
217, 218, 219. Namaza kalktığında seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah’a tevekkül et.

Neml Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
3. Ellezıne yükıymunes salate ve yü'tunez zekate ve hüm bil ahırati hüm yukınun
2, 3. Kur’an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü’minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.

Nur Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
37. Ricalül la tülhıhim ticaratüv ve la bey'un an zikrillahi ve ikamis salit ve ıtaiz zekati yehafune yevmen tetekallebü fıhil kulubü vel ebsar
36, 37. Allah’ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alış verişin kendilerini, Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.
56. Ve ekıymus salate ve atüz zekate ve etıy'ur rasule lealleküm türhamun
56. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Resüle itaat edin ki size merhamet edilsin.
58. Ya eyyühellezıne amenu li yeste'zinkümüllezıne meleket eymaüküm vellezıne lem yeblüğul hulüme minküm selase merratv min kabli salatil fecri ve hıyne tedaune siyabeküm minez zahırati ve mim ba'di salatil ışa'i selasü avratil leküm leyse aleyküm ve la aleyhim cünahum ba'dehünn tavvafune aleyküm ba'duküm ala ba'd kezalike yübeyyinüllahü lekümül ayat vallahü alımün hakım
58. Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz büluğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Mu'minun Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
2. Ellezıne hüm fı salatihim haşiun
(1. Mü’minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.)2. Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler.
9. Vellezıne hüm ala salevatihim yühafizun
9. Onlar ki, namazlarını kılmağa devam ederler.

Hac Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
26. Ve iz bevve'na li ibrahıme mekanel beyti el la tüşrk bı şey'ev ve tahhir beytiye littaifıne vel kaimıne ver rukkeıs sücud
26. Hani biz İbrahim’e, Kâbe’nin yerini, “Bana hiçbir şeyi ortak koşma; evimi, tavaf edenler, namaz kılanlar, rükû ve secde edenler için temizle” diye belirlemiştik.
35. Ellezıne iza zükirallahü vecilet kulubühüm ves sabirıne ala ma esabehüm vel mükıymis salati ve memma razaknahüm yünfikun
35. Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.
41. Ellezıne im mekkennahüm fil erdı ekamus salate ve atevüz zekate ve emeru bil ma'rufi ve nehev anil münker ve lillahi akıbetül ümur
41. Onlar öyle kimselerdir ki, şâyet kendilerine yeryüzünde imkan ve iktidar versek, namazı dosdoğru kılar, zekatı verir, iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. Bütün işlerin âkıbeti Allah’a aittir.
78. Ve cahidu fillahi hakka cihadil hüvectebüküm ve ma ceale aleyküm fid dıni min harac millete ebıküm ibrahım hüve semmakümül müslimıne min kablü ve fı haza lı yekuner rasulü şehıden aleyküm ve ketunu şühedae alen nas fe ekıymüs salate ve atüz zekate va'tesımu billah hüve mevlaküm fe nı'mel mevla ve nı'men nesıyr
78. Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah sizi hem daha önce hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahitt (ve örnek) olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah’a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!

Enbiya Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
73. Ve cealna hüm eimmetey yehdune bi emrina ve evhayna ileyhim fı'lel hayrati ve ikames salati ve ıtaez zekah ve kanu lena abidın
73. Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi.

Taha Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
14. İnnenı enallahü la ilahe illa ene fa'büdnı ve ekımıs salate li zikrı
14. “Şüphe yok ki ben Allah’ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl.”
132. Ve'mur ehleke bis salati vastabir aleyha la nes'elüke rizka nahnü nerzükuk vel akıbetü lit takva
132. Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır.

Meryem Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
31. Ve cealenı mübaraken eyne ma küntü ve evsanı bis salati vez zekati ma dümtü hayya
31. “Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti.”
55. Ve kane ye'müru ehlehu bis salati vez zekati ve kane ınde rabbihı merdıyya
55. Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. Rabb’inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı.
59. Fe halefe mim ba'dihim halfün edaus salate yettebeuş şehevati fe sevfe yelkavne ğayya
59. Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.

Isra Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
78. Ekımes salate li düluküş şemsi ila ğasekıl leyli ve kur'anel fecr inne kur'anel fecri kane meşhuda
78. Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.
79. Ve minel leyli fe tehecced bihı nafiletel leke asa ey yeb'aseke rabbüke mekamem mahmuda
79. Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a ulaştırsın.

Ibrahim Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
31. Kul li ıbadiyellezıne amenu yükıymus salate ve yünfiku mimma razaknahüm sirrav ve alaniyetem min kabli ey ye'tiye yevmül la bey'un fıhi ve la hılal
31. İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar.
37. Rabbena innı eskentü min zürriyyetı bi vadin ğayri zı zer'ın ınde beytikel muharrami rabbena li yükıymus salate fec'al ef'idetem minen nasi tehvı ileyhim verzukhüm mines semerati leallehüm yeşkürun
37. “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe’nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım). Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler.”
40. Rabbic'alnı mükıymes salati ve imn zürriyyetı rabbena ve tekabbel düa'
40. “Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle.”

Ra'd Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
22. Vellezıne saberubtiğae vechi rabbihim ve ekamus salate ve enfeku mimma razaknahüm sirrav ve alaniyetev ve yedraune bil hasenetis seyyiete ülaike lehüm ukbed dar
22. Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.

Hud Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
87. Kalu ya şüaybü e salatüke te'müruke en netruke ma ya'büdü abaüna ev en nef'ale fı emvalina ma neşa' inneke le entel halımür raşıd
87. Dediler ki: “Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın.”
(88. Şu’ayb şöyle dedi: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!... Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben sadece ona tevekkül ettim ve sadece ona yöneliyorum.”)
114. Ve ekımıs salate tarafeyin nehari ve zülefem minel leylv innel hasenati yüzhibnes seyyiat zalike zikra liz zakirın
114. (Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.

Yunus Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
87. Ve evhayna ila musa ve ehıyhi en tebevvea likavmiküma bi mısra büyutev vec'alu büyuteküm kıbletev ve ekıymus salah ve beşşiril mü'minın
87. Mûsâ’ya ve kardeşine, “Kavminiz için Mısır’da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. Namazı dosdoğru kılın. Mü’minleri müjdele” diye vahyettik.

Tevbe Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
5. Fe izenselehal eşhürul hurumü faktülül müşrikıne hayüs vecedtümuhüm ve huzuhüm vahsuruhüm vak'udu lehüm külle mersad fe in tabu ve ekamüs salate ve atevüz zekate fe hallu sebılehüm innellahe ğafurur rahıym
5. Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
11. Fe in tabu ve ekamüs salate ve atevüz zekate fe ıhvanüküm fid dın ve nüfassılül ayati le kavmiy ya'lemun
11. Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.
18. İnnema ya'müru mesacidellahi men amene billahi vel yvmil ahıri ve ekames salate ve atez zekate ve lem yahşe illallahe fe asa ülaike ey yekunu minel mühtedın
18. Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.
54. Ve ma meneahüm en tukbele minhüm nefekatühüm illa ennehüm keferu billahi ve bi rasulihı ve la ye'tunes salate illa vehüm küsala ve la yünfikune illa vehüm karihun
54. Harcamalarının kabul edilmesine, yalnızca, Allah’ı ve Rasûlünü inkar etmeleri, namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları engel olmuştur.
71. Vel mü'minune vel mü'miratü ba'duhüm evliyaü ba'd ye'mürune bil ma'rufi ve yenhevne anil münkeri ve yükıymunes salate ve yü'tunez zekate ve yütıy'unellahe ve rasuleh ülaike se yerhamühümüllah innellaha azızün hakım
71. Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
84. Ve la tüsalli ala ehadim minhüm mate ebedev ve la tekum ala kabrih innehüm keferu billahi ve rasulihı ve matu ve hüm fasikun
84. Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah’ı ve Resûlünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler.
108. La tekum fıhi ebeda le mescidün üssise alet takva min evveli yevmin ehakku en tekume fıh fıhi ricalüy yühıbbune ey yetetahheru vallahü yühıbbül müttahhirın
108. Onun içinde asla namaz kılma. İlk günden temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi), içinde namaz kılmana elbette daha layıktır. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da tertemiz onları sever.

Enfal Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
3. Ellezıne yükıymunes salate ve mimma razaknahüm yünfikun
3. Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir.

A'raf Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
170. Vellezıne yümessikune bil kitabi ve ekamüs salah inna la nüdıy'u ecral muslihıyn
170. Kitaba sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükafatını zayi etmeyiz.
Enam Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
92. Ve haza kitabün enzelnahü mübaraküm müsaddikullezı beyne yedeyhi ve li tünzira ümmel kura ve men havleha vellezıne yü'minune bil ahırati yü'minune bihı ve hüm ala salatihim yühafizun
92. İşte bu (Kur’an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilahi kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır.Ahirete iman edenler, ona da inanırlar.Onlar namazlarını vaktinde kılarlar.
162. Kul inne salati ve nüsükı ve mahyaye ve mematı lillahi rabbil alemın
162. Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.”

Maide Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
6. Ya eyyühellezıne amenu iza kuntüm iles salati fağsilu vücuheküm ve eydiyeküm ilel merafikı vemsehu bi ruusiküm ve ercüleküm ilel ka'beyn ve in küntüm cünüben fettahheru ve in küntüm merda ev ala seferin ev cae ehadüm minküm minel ğaitı ev lamestümün nisae fe lem tecidu maen fe teyemmemu saıydan tayyiben femsehu bi vücuhiküm ve eydıküm minh ma yürıdüllahü li yec'ale aleyküm min haraciv ve lakiy yürıdü li yütahhiraküm ve li yütimme nı'metehu aleyküm lealleküm teşkürun
6. Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat o sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.
12. Ve le kad ehazellahü mısaka benı israıl ve beasna minhümüsney üşera nekıyba ve kalellahü innı meaküm lein ekamtümüs salate ve ateytümüz zekate ve amentüm bi rusülı ve azzertümuhüm ve akradtümüllahe kardan hasenel le ükeffiranne anküm seyyiatiküm ve le üdhılenneküm cennatin tecrı min tahtihel enhar fe men kefera ba'de zalike minkümfe kad dalle sevaes sebıl
12. Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekatı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkar ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.”
55. İnnema veliyyükümüllahü ve rasulühu vellezıne amenüllezıne yükıymunes salate ve yü'tunez zekate ve hüm rakiun
55. Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü’minlerdir.
58. Ve iza nadeytüm iles salatittehazuha hüzüvev ve leıba zalike bi ennehüm kavmül la ya'kılun
58. Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır.
91. İnnema yürıdüş şeytanü ey yukıa beynekümül adavete vel bağdae fil hamri vel meysiri ve yesuddeküm an zikrillahi ve anis salah fe hel entüm müntehun
91. Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?
106. Ya eyyühellezıne amenu şehadetü beyniküm iza hadara ehadekümül mevtü hıynel vesıyyetisnani zevaadlim minküm ev aharani min ğayriküm in entüm darabtüm fil erdı fe esabetküm müsıybetül mevt tahbisunehüma mim ba'dis salati fe yuksimani billahi inirtebtüm la neşterı bihı semenev ve lev kane za kurba ve la nektümü şehadetellahi inna izel le minel azimın
106. Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, “Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler.

Al-i Imran Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
39. Fe nadethül melaiketü ve hüve kaimüy yüsallı fil mıhrabi ennellahe yübeşşiruke bi yahya müsaddikam bi kelimetim minellahi ve seyyidev ve hasurav ve nebiyyem mines salihıyn
39. Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, “Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler” diye seslendiler.

Nisa Suresinde "Namaz"in gectigi ayetler
77. E lem tera ilellezıne kıyle lehüm küffu eydiyeküm ve ekıymüs salet ve atüz zekah fe lemma kütibe aleyhimül kıtalü iza ferıkum minhüm yahşevnen nase ke haşyetillahi ev eşedde haşyeh ve kalu rabbena lime ketebte aleynel kıtal lev la ehhartena ila ecelin karıb kul metaud dünya kalıl vel ahıratü hayrul li menitteka ve la tuzlemune fetıla
77. Daha önce kendilerine, “(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.”
101. Ve iza darabtüm fil erdı fe leyse aleyküm cünahun en taksuru mines salah in hıftüm ey yeftinekümüllezıne keferu innel kafirune kanu leküm adüvvem mübına
101. Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.
102. Ve iza künte fıhim fe ekamte lehümüs salate feltekum taifetüm minhüm meake vel ye'huzu eslihatehümv fe iza secedu felyekunu miv veraikümv velte'ti taifetün uhra lem yüsallu fel yüsallu meake vel ye'huzu hızrahüm ve eslihatehüm veddellezıne keferu lev tağfülune an eslihatiküm ve emtiatiküm fe yemılune aleyküm meyletev vahıdehv ve la cünüha aleyküm in kane bi küm ezem mim metarin ev küntüm merda en tedau eslihateküm ve huzu hızrakümv innellahe eadde lil kafirıne azabem mühına
102. (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. İnkar edenler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
103. Fe iza kadaytümüs salate fezkürullahe kıyamev ve kuudev ve ala cünubiküm fe izatme'nentüm fe ekıymüs salah innes salate kanet alel mü'minıne kitabem mevkuta
103. Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.
142. İnnel münafikıyne yühadiunellahe ve hüve hadıuhüm ve iza kamu iles salati kamu küsala yüraunen nase ve la yezkürunellahe illa kalıla
142. Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar.
162. Lakinir rasihune fil ılmi minhüm vel mü'minune yü'minune bi ma ünzile ileyke ve ma ünzile min kabileke vel mükıymınes salate vel mü'tunez zekate vel mü'minune billahi vel yevmil ahır ülaike se nü'tıhim ecran azıyma
162. Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekatı verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz.

Bakara Suresi - "Namaz"
BAKARA
3. Ellezıne yü'minune bil ğaybi ve yükıymunas salate ve mimma razaknahüm yünfikun
3. Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
43. Ve ekıymüs salate ve atüz zekate verkeu mear rakiıyn
43. Namazı kılın, zekatı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.
45. Vesteıynu bis sabri ves salah* ve inneha le keıratün illa alel haşiıyn
45. Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
83. Ve iz ehazna mısaka benı israıle la ta'büdune illellahe ve bil valideyni ıhsanev ve izl kurba vel yetam vel mesakıni ve kulu lin nasi husnev ve ekıymus salate ve atüz zekah* sümme tevelleytüm ila kalılem minküm ve entüm mu'ridun
83. Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.
110. Ve ekıymus salate ve atüz zekah* ve ma tükaddimu li enfüsiküm min hayrin teciduhü ındellah* innellahe bi ma ta'melune besıyr
110. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür.
125. Ve iz cealnel beyte mesabetel lin nasi ve emna* vettehızu mim mekami ibrahıme müsalla* ve ahidna ila ibrahıme ve ismaıyle en tahhira veytiye lit taifıne vel akifıne ver rukkeıs sücud
125. Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun.”
153. Ya eyyühellezıne amenüsteıynu bis sabri ves salah* innellahe meas sabirın
153. Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir.
177. Leysel birra en tüvellu vücuheküm kıbelel meşrikı vel mağribi ve lakinnel birra men amene billahi vel yevmil ahıri vel melaiketi vel kitabi ven nebiyyın* ve atel male ala hubbihı zevil kurba vel yetama vel mesakıne vebnes sebıli ves sailıne ve fir rikab* ve ekames salate ve atez zekah* vel mufune bi ahdihim iza ahedu* ves sabirıne fil be'sai ved darrai ve hıynel be's* ülaikellezıne sadeku* ve ülaike hümül müttekun
177. İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.
238. Hafizu ales salevati ves salatil vüsta ve kumu lillahi kanitın
238. Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun.
239. Fe in hıftüm fe ricalen ev rukbana* fe iza emintüm fezkürullahe ke ma allemeküm ma lem tekunu ta'lemun
239. Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da, Allah’ı, daha önce bilmediğiniz ve onun size öğrettiği şekilde anın (namazı normal vakitlerdeki gibi kılın).
277. İnnellezıne amenu ve amilus salihati ve ekamüs salate ve atevüz zekate lehüm ecruhüm ınde rabbihim* ve la havfün aleyhim ve la hüm yahzenun
277. Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.

Bismillahirrahmanirrahim....
Bu dunyada Allah icin birsey yapmadan gitmemek umidiyle....
Powered By Blogger